Kayıtlar

Provokasyona gelmemek için sosyal medya ölçüsü

Bazı günlerde provokatif paylaşımlar sosyal medyada dolaşıyor. Tek maksadı karşısında gördüğü tarafı tahrik etmek olan şeylere prim vermemek lazım. Modern bir dünyada yaşıyoruz ve herkese saygılı olmak zorundayız. Kimseye peşin hükümle yaklaşmamalıyız. Çünkü çoğu insan bildiği için değil sosyal çevresi ve kaygıları istikametinde hareket ediyor. Tahkik etmeden, muhakemesiz, dış görünüşe aldanıyor. Peşinhükümlerimiz de böyle aldanmış kimselerle şiddetli ve şuurlu kimseleri biribirine karıştırıyor. Zannediyoruz ki bu kişi filan kimse gibi koyu ve sert biri. Halbuki alakası yok, sadece aldanmış ve konsepte göre davranan biri. Paylaştığınız bir resim veya slogan sizi bir başka kişiden daha aydın yapmaz. Bir dini yazıyı kopyalayıp yapıştırmak onu paylaşanın daha alim olduğunu göstermemesi ya da bir kitabı pdf olarak paylaşmanın, arşivlemenin bu kitabın okuduğu manasına gelmemesi gibi. Dijital dünyada çoğu kimse birbirinden aşırarak fenomenlik peşinde. O yüzden sizin hassasiyetleriniz üzeri...

Işık hızı, kainat ve biz 📝 🤔

Resim
Yazmasaymışım unutacağım şeylermiş. Okuyunca hatırladım. Gaflet bulutları, hayat gailesi, zaman, velhasıl çeşitli bahaneler insana ne çok şey unutturuyor. Doğru düzgün, ibretli, faydalı şeyleri bir kenara yazmak; bugünümüzü kayıt altına almak seneler sonrası için kendimize nasihat etmek aslında. 7 Kasım 2015'de şunları yazıp paylaşmışım: - Işık hızı saatte yaklaşık 1 milyar km mesafe kat'ediyor. Hâlâ ışığı dünyaya ulaşmayan yıldızlar, gezegenler olduğu biliniyor. Bu kadar büyük bir kainattaki küçücük dünyada, 6 milyar insandan sadece 1 tanesiyiz. Arasıra bunu düşünmek iyi geliyor.  ** Bir göz ki, nazarında, ibret olmasa anın, Başının üzerinde düşmanıdır insanın. Kulak ki, öğüt almaz, her dinlediği şeyden, Akıtsan yeri vardır, kurşunu deliğinden. ** -Şunu gördüm: Bu memlekette pek çok insan fikir üreten ama bu fikri yaşamayan mütefekkirlere-fikir adamlarına aldanıyor. İlmi olmayana mütefekkir denmez. Ancak bu insanlar fikir adamı olarak anıl...

Tüyap'dan soğumak 😒 📗📘📚

Resim
İstanbul'a geldiğimden beri her kitap fuarına gittim. Hatta bir defasında Kocaeli'ye de gittim. Çünkü Tüyap da 2 saat sürüyor, Kocaeli de. Belki bir okuma açlığı veya merak... Ancak her gidişimde biraz daha soğudum Tüyap'dan. Son bir kaçına konferanslar için gitmiştim. Geçen sene(2017) ve bu sene Beylikdüzü'nde oturduğum halde gitmedim. Düşündükçe içimde müdhiş bir soğukluk hissediyorum. Tüyap artık fevkalade itici geliyor. Koca bir vakit kaybı. Sebepleri için müstakil bir yazı yazılabilir. O bile gereksiz. Aklıma gelenleri kabaca sıralıyorum. ** Şunu biliyorum; kitap ilmin bir vasıtasıdır. Okuma zevki, alışkanlığı ise zamanla elde edilen bir haslet. İlim için lazım olan kitaplara insan artık her zaman ulaşıyor. Bunun için bir ilim talebesi fuarı beklemez. 1 gün bile kıymetlidir onun için.  Okuma zevki için edebi eserlerle meşgul olanlar da zaten zamanla bir meşreb, bir karakter edinmişlerdir. Mesela kimi polisiye roman sever. Kimiyse şiirle meşguldür. Onlar da ar...

Uzaktaki dost mu? Yakındaki arkadaş mı?

Resim
"...Sana Allah'ı hatırlatacak bir arkadaş bulursan ondan ayrılma, onu küçümseme; belki onu kendin için bir devlet bil! Böyle kimseler, aklı başında olan insanlar için bir ganimet ve mü'min için yitik mal gibidir. İyi bil ki, iyi arkadaş yalnızlıktan hayırlı, yalnızlık ise kötü arkadaşdan hayırlıdır. Ne zaman ki şu söylediklerimi anlar, kendini düşünür ve arkadaşlık edeceğin kimsenin hâllerini iyi düşünebilirsen, artık insanlara yaklaşmanın veya onlardan uzaklaşmanın hangisi daha iyi olacağını bulabilmenden senin için korkulmaz. Sakın doğrudan doğruya uzlet(yalnızlık) veya (yine ölçüsüzce) insanlar arasına girmenin iyi olacağına hükmetme." (İmam Gazali - İhya kitabı, Dostluk bahsi) Her şey kendi tabii seyri içinde olursa güzel. Yapmacıklık, zorlama arayışlar insanı hep sonu pişmanlık olan hatalara sürüklüyor. İşsizlik ve boşlukta kalmak, özentilik, yalnızlık, hedefsiz/maksadsız bir hayat tarzı; gayri tabii olmaklığın, yapmacık hareketlerin başlıca sebepleri... İ...

İçimizden gelen her şey doğru mudur?

Resim
İnsanlar her zaman gördüklerine göre hüküm verirler. Kaos, buhran ve stresin çok olduğu, refahı az cemiyetlerde, insanlar hep başkalarının kendinden iyi olduğu ön kabulüyle hükümler verir . F akirliğini göstermeyen , ifade etmeyen, kanaatkar yaşayanlar zengin zannedilir . Ağrısından, sızısından şikayetlenmeyen, hastalığını ifade etmeyenler sapasağlam zannedilir. Derdini kendi imkanlarıyla çözen veya buna sabreden dertsiz, sıkıntısız sanılır. ... Şu bir hakikattir; "Sıkıntılar paylaştıkça azalır, mutluluk paylaşıldıkça artar. " Ancak her şeyi bir usûlü ve hudûdu vardır. Mahrem aile mutluluklarının hudutlarıyla umumi cemiyet hayatının mutlulukları aynı değildir. İnsanların bu hayatta tabii şekilde popüler olduğu 3 zaman vardır: Doğum, düğün ve ölüm. Bunun dışındaki muvaffakıyetler, mutluluklar ve hüzünler şahsi gayret ve itibarladır. Yani insanların kendi sosyal becerileri, hoşgörüleri, sevimlilikleri, faydalı hizmetleri nispetindedir. ... Kendini cemiyetin merkezinde gör...

İdeoloji yobazlığı

İdeoloji Bütün ideolojiler barış, eşitlik ve hürriyet taraftarıdır. Bilhassa Avrupada 2.Dünya Savaşı sonrası Nazi tecrübesiyle hepsi barışı sağlamak için mücadele ettikleri iddiasını vurgulamışlardır. 'Sosyalizmin de diğerlerinin de hedefi; hür ve barış dolu bir dünyadır. Hepsi farklı fikirlere saygılıdır. Tek tipçiliğe karşıdır. İnsanların sorgulamasını, kendi hür iradeleriyle düşünmelerini ister.' Fakat bunlar slogandan, görüntüden ibarettir. Bütün ideologlar kendileri dışındaki her fikrin ve hayat tarzlarının geri, bozuk, eksik, zararlı olduğunu düşünürler. Uygulamada da hepsi tek tip bir eğitim metoduyla, ezilmiş, törpülenmiş bastırılmış, kalıplaşmış bir insan modeli yetiştirir. Sonra bu sistemde yetişerek iktidara gelen insanlar ilk fırsatta ya diktatörlüklerini ilan ederler ya da mafyavari bir organize çete iktidarı kurarlar. İnsanlık tarihinin bütün mukaddeslerine karşıdırlar. Ama kendi kutsal dokunulmazlarıyla, sorgulanamazlarıyla insanları sürü gibi kullanır, idare ...

Bir Fotoğrafı Yorumlamak

Şimdi mesele şöyle; Bir tarafta fotoğrafı tenkit edenler, diğer tarafta siz kendinize bakın, diyenler. İki taraf da haklı, iki taraf da haksız. Bu yorumların haklı-haksız oluşunu baktığınız cihet belirliyor. Modern bir düzende, yeni Türkiye'de yaşıyoruz. Bunun için insanlar istedikleri şekilde hareket ederler. Hiç kimse bir başkasına müdahale edemez, tahakküm altında tutamaz. Ancak modern bir cemiyet de olsa insanların içine çıkan, kariyerini, profilini umuma açık olarak paylaşan herkes eleştiri oklarının hedefidir. Kendini buna hazırlamalıdır. Her zaman böyle olmuştur. İçinde hakaret, iftira vs. olmamak kaydıyla herkes kendi dünya görüşüne göre aleni paylaşılan bir görüntüye yorum yapabilir. Herkes bunu bir sebeple yapar. Kimisi edepsizlik, ahlaksızlık diyerek inancı gereği duruşunu sergiler. Kimi nefsani arzularına göre "ne güzelsiniz" diyerek alkış tutar. Bazıları da dikkat çekmek için gıcık yorumlar yapacaktır. Burada mühim olan kişinin dünya görüşüyle tenakuza dü...