İçimizden gelen her şey doğru mudur?

İnsanlar her zaman gördüklerine göre hüküm verirler. Kaos, buhran ve stresin çok olduğu, refahı az cemiyetlerde, insanlar hep başkalarının kendinden iyi olduğu ön kabulüyle hükümler verir. Fakirliğini göstermeyen, ifade etmeyen, kanaatkar yaşayanlar zengin zannedilir. Ağrısından, sızısından şikayetlenmeyen, hastalığını ifade etmeyenler sapasağlam zannedilir. Derdini kendi imkanlarıyla çözen veya buna sabreden dertsiz, sıkıntısız sanılır.
...
Şu bir hakikattir; "Sıkıntılar paylaştıkça azalır, mutluluk paylaşıldıkça artar." Ancak her şeyi bir usûlü ve hudûdu vardır. Mahrem aile mutluluklarının hudutlarıyla umumi cemiyet hayatının mutlulukları aynı değildir. İnsanların bu hayatta tabii şekilde popüler olduğu 3 zaman vardır: Doğum, düğün ve ölüm. Bunun dışındaki muvaffakıyetler, mutluluklar ve hüzünler şahsi gayret ve itibarladır. Yani insanların kendi sosyal becerileri, hoşgörüleri, sevimlilikleri, faydalı hizmetleri nispetindedir.
...
Kendini cemiyetin merkezinde görenler(benmerkezciler)se; kendi derdiyle herkesin dertlenmesini, mutluluğunu herkesin konuşmasını isterler. Şu farkla ki onlar sıkıntı veya mutluluklarında mahremiyeti, hududu gözetmezler. Basit bir hastalıktan herkesi haberdar ederler. Herkesten ilgi, alaka beklerler. Alelade, herkesin yaşayabileceği basit mutlu anları veya az kimsenin bilmesi gereken hususi mutlulukları herkese ifşa ederler. Keza basit başarılar, herkesçe yapılabilecek geziler, mahrem hediyeler, arkadaşça toplantılar, insanlara olduğundan fazla bir imajla duyurulur. Bundan keyif alırlar. Böylece insanlar onu bir şey zannedecek ve beğenileri toplanacaktır.
...
Elbette hiç kimse benmerkezci değildir. Yine kimsede riya, gösteriş, makam sevgisi, dalkavukluk  vs. bulunmaz. Herkes "içinden geldiği için" böyledir. Doğaldır, yapısı, karakteri böyledir. O yüzden insanlara "Beni herkes böyle kabul etsin" demek tabii bir hakkıdır. Peki içimizden her gelen, bizim yapımız dediğimiz huylarımız doğru mudur?
Şunu gözden kaçırmamak gerekiyor. Psikologlara ve ahlakçılara göre; "kötü huy ve davranışlara sahip olmak insanın içinde bulunduğu bir hâldir. Hiçbir psikoloji hastası kendini hasta kabul etmez. Bütün kibirliler kendi gayet normal görür. Diğer bütün kötü huylar da böyledir."
...
Burada farkı şu belirler; içinden geldiği gibi mi hareket ediyorsun, yoksa içinden gelenleri sorgulayıp, düşünüp, tartarak mı harekete geçiriyorsun?
Eskilerin murakabe ve muhasebe dediği mesele... "İnsanların seni olduğu gibi kabul etmesini beklerken acaba çevrendeki kaç insanı olduğu gibi kabullenip onun hassasiyetlerine göre muamelede bulunuyorsun?"
İşte gözden kaçıdığımız veya düşünmek istemediğimiz, pek çoğumuzun işine gelmeyen noktalar bunlar... (01/08/2019)

Yorumlar